ÂLİMLERİMİZE NE OLUYOR

    • Mehmet KOCAMAN
    • 2 yıl önce
    • Okunma Sayısı : 581
    • Yorum : 0
    • Toplamda 1 makalesi var

İslam toplumunda âlim öncü demektir lider demektir, sözü dinlenilen ve sözüne uyulan kimse demektir. Bu nedenle İslam âlimlerinin duruşu ümmetin duruşunu temsil eder. Bir toplumun zaferi de kaybı da o toplumun liderleriyle ilişkilidir. Çünkü tarih nasıl ki bir toplumun hafızası ise ve hafızayı temsil ediyor ise âlimler ve aydınlarda bir toplumun aklı mesabesindedirler. Akıl karıştığında toplum karışır, akıl çeliştiğinde tolum çatışır ve nihayetinde akıl durduğunda toplum durur ve tarihin öznesi olmaktan çıkar.

            Bu meyanda Peygamber (a.s) şu hadisi anlamlıdır "İnsanlardan iki sınıf vardır ki, onlar iyi olursa, tüm toplum iyi olur; onlar bozulursa bütün toplum bozulur. Onlar,  ulema (âlimler) ve ümera
(idarecilerdir)" [Cami'us Sağir, 5047]

            Bu girizgâhtan sonra Türkiye’deki âlim ve hocalara gelirsek ortamın rahatlığından olsa gerek birbirlerine düştüğünü görüyorum âlim tanımının içine girmeyecek yığınla âlim vasfı verilmiş kimseler var meydanda ve bu meydanda söylenenleri inanın bazen aklım almıyor.

            Mesela TV ekranlarında boy gösteren âlim vasıflı bazı kimseler kıssalarla menkıbelerle; bir başkası uydurma hadisler ve hurafelerle, bir başkası şeyhinin olağanüstülüklerini bir diğeri mehdiliğini öteki nebiliğini ilan ediyor insanlar bunlara âlim diyor.

            Beni en çok üzen ise samimi âlim yâda hocaların tavrı birisi çıkar hilal meselesine takılır ardından Ramazanda kılınan teravih namazlarını gündem eder sonra her şeye şirk der öteki buna cevap yetiştirmeye kalkar birisi kader meselesini açar kabir azabı yok der nüzulü İsa bahsine girer anlamsız bir gündem ve kavganın ateşini fitillerler.

            Birde bu âlimlerin taraftarları var ki bunlar hocalarının her sözünü emir telaki edip karşıt düşünceye bodoslama saldırıyorlar. Bu arada yanlış anlamalar, ithamlar, iftiraların havada uçuştuğunu görürsünüz. Bunlar güç elinde olmadığı için şimdilik sözlü ve görsel saldırılarda bulunuyorlar ellerine imkân geçse muarızlarını gözü kapalı infaz ederler.

            İnsanlara gelince bu hocaları izlerken zihinlerinde oluşan İslam imajı ya çok dramatik ya çok sıkıcı yâda çok gergin ve gerici bir intiba bırakıyor. Bir diğer nokta ise hocaların hemen her konuda ihtilaf yaşıyor gibi yayınların öne çıkarılmasıdır. Birinin siyah dediğine öteki beyaz diyor bu durum özellikle yeni nesillerde ve İslam'a yabancı olanlarda olumsuz bir izlenim bırakıyor hangi İslam sorusu doğal olarak akla geliyor. Düşünün İslam anlayışları o kadar çoğalıyor ki sanki gerçek İslam arada kaybolup gidiyor. İslam’ın vitrinindeki o pak sayfalar birkaç kara çalma insanlar yüzünden kirli görünüyor. Umut ederiz birileri o vitrinin camını kirletenlerin oyunun bozar, pak ve berrak İslam’ın gün ışığına çıkmasına yardımcı olur.

            Bu arada sosyal medyanın reyting patlaması yaşaması epey prim ediyor. İnsanların birbirine kırılması onları pek alakadar etmiyor, oysa kitlelerin gittikçe birbirinde nefret ettiğini yakinen müşahede ediyoruz. Bu nefret dalgasının Ortadoğudaki yansımaları ve onun içler acısı hali dahi bize ibret olmamış gibi görünüyor.

            Düşünüyorsunuz 1400 yıllık tarihi olan bu ümmetin hala ilk yüzyıl tartışmaları ve sorunlarıyla uğraşıyor olması ne kadar büyük mesafeler ve tecrübeler kazandığımızı gösteriyor(!) Mesela, en çok okuması gereken toplumken en az okuyoruz. Bilimde en yüksek seviyede olmamız gerekirken bütün teknolojimiz dışarıdan ithal ediyoruz. Çevre kirliliği dünyayı tehdit ediyor, ekonomik sorunlar her geçen gün büyüyor, ahlaki değerlerimiz her geçen gün aşınıyor, GDO'lu ürünler sağlığımızı ciddi anlamda riske sokuyor, terör ve anarşizm dalgalanması savaşlar vs.

            Bunlar için İslam âlimlerinin önerisi varımıdır acaba? Varsa yoksa horozdan kurban olur mu, sineğin kanı haramıdır, hilal göründü mü, Hz.isa inecek mi, mehdiyet var mı, o kadar büyük meselelerle uğraşıyor ki âlimlerimiz fırsat bulup zahmet edip az önce sıraladığım meselelerle ilgilenemiyorlar.


            Adı barış olan bir dinin müntesiplerinin birbiriyle bu kadar kavgalı olmasının en başlı sebeplerinden biri âlim vasıflı zatların kullandığı usul ve üsluptur. Bu böyle devam etmesi halinde bırakın Türkiye’yi İslam dünyasının barışı yakalaması yani asıl İslam'a dönmesi mümkün gibi görünmüyor. Tekrar hatırlatmak istiyorum. Bizler adı “BARIŞ” olan bir dinin müntesipleriyiz…

Yorum Formu