KUR’AN VE KARAKTER EĞİTİMİ

    • Erman KURTTEKİN
    • 2 yıl önce
    • Okunma Sayısı : 741
    • Yorum : 0
    • Toplamda 2 makalesi var

İnsan Allah’ın yaratmış olduğu varlıklar içerisinde en şerefli ve en kompleks yapıya sahip olanıdır.Bu karmaşık yapıya rağmen en güzel bir biçimde yaratılmıştır.’’Biz gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık’’(Tin Suresi;4).En güzel biçimde yaratılmış olması onun hiç kötülük işlemeyeceği ve hayatını bu şekilde sürdüreceği anlamına da gelmez. O aynı zamanda kötülüğe/fücura meyilli olarak da yaratılmıştır.’’Sonra onu aşağıların en aşağısına çevirdik’’(Tin -5). Bu ayet insanın bozulabileceğini,fücura yönelebileceğini de göstermektedir. İnsandaki bu bozulmanın ancak talim ve terbiye ile düzeltilmesi mümkündür. İnsan fıtratı gereği eğitime yada eğitilmeye müsait bir varlıktır. Şurası bir gerçektir ki;dünyanın en zor işi insan eğitmektir. Hakikaten insanı onarmak, bozulan yerlerini tamir etmek bir usulü, bir yol ve yöntemi gerektirmektedir. Güzel bir söz vardır:’’Vusulsüzlük Usulsüzlüktendir’’ diye. Yani bir usulünüz, bir yönteminiz yoksa hedefe ulaşmanız çok zordur. Onun için insanı eğitirken bir usül veya metot takip edilmelidir. Kur’an’a baktığımızda Kur’an’ın muhatap kabul ettiği, bir karakter yumağı olan insanı terbiye ederken bir çok yöntemi  kullandığına şahit oluruz. Kur’an’ın kullandığı yöntemlere geçmeden önce,Kur’an da geçen, insanın temel karakterlerine ayetlerle kısaca değinelim, bir göz atalım.

 

A-Kur’an’da Günahkar İnsanın Temel Karakterleri

 

1-Bozguncu ve Kan Dökücü Olması:

‘’ Hatırla ki Rabbin meleklere: Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım dedi. Onlar: Bizler hamdinle seni tesbih ve seni takdis edip dururken yeryüzünde fesat çıkaracak orada kan dökecek insanı mı halife kılıyorsun? Dediler. Allah da onlara: Sizin bilemeyeceğinizi herhalde ben bilirim dedi’’(Bakara-30).

2-Nankör Olması:

‘’Andolsun ki insan Rabbine karşı çok nankördür.’’(Adiyat;6)

3-Zalim ve Cahil Olması:

‘’Gökler yer ve dağların yüklenmediği emaneti alan insan onun hakkını tam yerine getirmedi ve getirmiyor.cÇünkü o zalim ve çok cahildir.’’(Ahzab;72) 

  4-Cimri Olması:

‘’Gerçekten insan haris ve cimri yaratılmıştır’’(Mearic-19)

5-Aceleci Olması:

‘’İnsan aceleci yaratılmıştır’’(Enbiya-37)

6-Tartışmacı Olması:

‘’İnsan tartışmaya her şeyden daha düşkündür.’’(Kehf-54)

7-Belaya Uğradığında Sızlanması:

‘’O vakit kendisine zarar dokundugunda feryat eder’’(Mearic-20)

8-Hayır Dokunduğunda Ferahlaması:

‘’Kendisine hayır dokunduğu zamanda men eder.’’(Mearic-21)

                Yukarıdaki ayetlerde sayılan özellikle Rabbimizin emir ve yasaklarına uymayan, nefsine, şeytana itaat eden günahkar, kafir insanın davranış kodlarıdır. Buna dikkat etmediğimiz zaman bu ayetlere bakarak haklı olarak "insan ne kadar da kötü bir varlıkmış" diyebiliriz ilk bakışta. Ama öyle değil. Eğer bu günahkar insan kendi kimyasında/hamurunda var olan takvaya yönelirse meleklerden dahi üstün hale gelebilir. Burada işin içerisine irade  de giriyor.Eğer irade kuvvetli ise bunu başarmak kolay olur, eğer bir irade zaafiyeti söz konusu ise öncelikle iradenin güçlendirilmesi elzemdir.  Hemen burada tabiin alimlerinden Katade’nin bir sözünü aktarmak istiyorum.Üstat şöyle der;

      -‘’Allah teala melekleri şehvetsiz ve fakat akıllı olarak yaratmıştır.Hayvanları da akılsız ve fakat şehvetli yaratmıştır.İnsanları ise hem akıllı ve hem şehvetli olarak yaratmıştır.Buna göre kim aklını şehvetine teslim ederse o,hayvanlarla beraber gibidir.Kimin de aklı şehvetine üstün gelirse ,o da sanki meleklerle beraberdir.’’Görüldüğü gibi hayvanlaşmak ta,melekleşmek te insanın kendisi elinde olan bir şeydir.Yine Kur’an’da şu ifade geçer;-‘’Her kim benliğini arındırırsa mutluluğa erişecektir,onu karanlığa gömen ise hüsrandadır.’’(Şems;9-10)  

            Şimdi de bu saydığımız ve daha sayamadığımız bir sürü karakter yapısının hangi usullerle terbiye edildiğini yine Kur’an merkezli anlamaya çalışalım.

               

 

B-Kurandaki Talim ve Terbiye Metotları:

 

1-Kıssa Yolu İle Talim ve Terbiye:

Kur’an da en sık kullanılan terbiye metodudur.Kuranda o kadar çok kıssa anlatılır ki hangi birini örnek verelim.Kıssa yolu ile insan hem tarihini ögreniyor,hemde o kıssalardan ders çıkarıp hayatına uyarlıyor.Ders çıkarıp hayatına uyarlayanlar felaha ereken,aksini yapanlarda esfel-i safilini boyluyor.Bugün modern pedagojinin de bu yöntemi ve Kur’an da geçen diger eğitim yöntemlerini kullandığını gözlemleyebiliyoruz.Bu yöntem aslında bütün insanların hoşuna gidiyor.Akılda en kalıcı iz bırakan bir yöntemdir.İnsan bir sürü şeyi kısa sürede unutabilir ama kıssayı unutması çok zordur.Onun için terbiye metodumuz içerisinde en sık olarak bu metodu kullanmalıyız.Sohbetlerde kıssalara yer verilmelidir.Bu metodun dinlendirici ve sekinet verici olması da gözden kaçırılmamalıdır.  

                 

2-Örnek Yolu İle Talim ve Terbiye:

İnsanların yapısında örnek alma duygusu vardır.Kulunu en iyi bilen rabbimiz de kulunu eğitirken ona yüce şahsiyetleri örnek göstermiştir.Peygamber efendimiz Kur’an’da Üsve-i Hasene olarak, yani en güzel örnek olarak gösterilmiştir.Aynı şekilde diger peygamberlerde bizim için Rabbimizin gösterdiği örneklerdir.Onlara bakarak nasıl insan olmamız gerektiğini,hangi karakterleri kuşanmamız gerektiğini öğrenmiş oluyoruz.

 3-Öğüt ve Nasihat Yolu İle Talim ve Terbiye:

Rabbimiz Kerim olan kitabında öğüt hakkında şöyle der;

-‘’Sen öğüt ver,çünkü öğüt mü’minlere fayda verir’’(Zariyat-55).Lokman suresinde geçen şu ayetlerin,bu metodun Peygamberlerin de metodu olduğunu açık bir şekilde göstermektedir.

-‘’O vakit Lokman oğluna nasihat ederek dedi ki:Ey oğulcuğum!Allah’a şirk koşma.Çünkü şirk en büyük zulümdür.(Lokman-13)

-‘’Ey oğulcuğum!Yaptıgın bir hardal tanesi agırlığında olsada ;bir kaya içinde olsun veya göklerde veya yerin dibinde Allah onu yine getirir.Şüphesiz Allah Latif’tir,Habir’dir.(Lokman16)                                                                                                                                             

  4-Teşvik ve Sakındırma Yolu İle Talim ve Terbiye:

Kur’an yer yer cenneti tasvir ederek insanı cennete,iyiliğe teşvik eder;yer yer de cehennemden bahsedip insanı korkutup,kötülükten men eder.Hem korkutma olsun,hem de teşvik olsun ikisi de insanın iyiliği içindir.Allah kulunun kötülüğünü istemez.Bu teşvik ve sakındırma hadislerde de vardır.Bir örnek:

             

                Ebû Zer radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

—  "Üç sınıf insan vardır ki, Allah Teâlâ kıyamet gü­nünde onlarla konuşmaz, onların yüzüne bakmaz ve ken­dilerini tezkiye edip temize çıkarmaz. Onlar için yakıcı bir azâb vardır" buyurdu.    Ebû Zer:

—Bunlar kimlerdir? diye sorunca, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle cevap verdi:

—   "İzarını  (elbisesini)  yerde  sürüyen  (mütekebbir, kendini üstün gören ve hakkı batıl sayan), yaptığı iyiliği başa kakan ve malını yalan yeminle satmaya çalışan kim­selerdir/'

 

 5-Tekrar Yolu İle Talim ve Terbiye:

Kur’an-ı Kerim’de bir mevzuun bir çok yerde tekrar tekrar beyinler patlatılırcasına tekrarlandığını görüyoruz. Neden acaba diye sorduğumuz da hemen şu aklımıza geliyor:İnsanın unutabilen bir varlık olduğu. İnsan kelimesinin kök anlamından biri ünsiyet kurmak olduğu gibi diğeri de nisyan kökünden gelen unutmaktır. Yani insan unutabilen bir varlık. Onun için insana devamlı Kur’an da hatırlatmalar yapılır. Örnek verecek olursak, namaz bahsi bu konuda önemli bir yer tutar. Kur’an’ın hemen başında Bakara suresinde bahsedilir. Mü’minun  suresine geldiğimizde yine namazdan bahsedildigini görüyoruz. Kur’anın sonlarına geldiğimizde bir bakarız Maun suresinde yine namazdan bahsedilir.Bu tekrarlardan bu konuların ne kadar ehemmiyetli olduğu sonucuna da varırız.

                Belki konumuz değil ama bu tekrar yöntemini bugün medya dünyası da reklamlarda alabildiğine kullanıyor. Televizyona bakın, bir şeyin reklamı tekrar tekrar veriliyor. Verilmek istenen şey beynimize adeta kazılıyor. Bizler bunun belki üstesinden gelebiliriz ama çocuklarımız nasıl baş edebilsinler. İmkansız baş edemezler.

 

                Yukarıda ifade edilen ve edilmeyen daha bir sürü karakter yapıları insanın gönül dünyasını boğan ve hava aldırmayan yaban otları gibidir. Kur’an’ın yaptığı aslında tabir yerindeyse bir tür bahçıvanlıktır. İnsandaki bu yaban otlarını temizleyip onu gül bahçesine çevirmek istiyor. Güzelleştirmek istiyor, kemale erdirmek istiyor, O’nu kendi boyasıyla boyamak istiyor. İnsan isterse neden olmasın ki. İnsan o yaban otlarından uzaklaştığı sürece daha karakterli, daha şahsiyetli olacak ve Rabbine yakınlaşacaktır. Aksine rabbinden uzaklaşacak ve münafıklar gibi karaktersizleşecektir. Bu da Kur'an’ın hiç hoşlanmadığı karakter yapısıdır.

 

Üstat Sezai KARAKOÇ şöyle der;

-‘’Kıskançlık, çekememezlik, öc, hak teslimsizliği…Hep (ben)’in kendini görme bataklığında boy atan yabanıl duygulardır. Yabanıl ve ölümcül. Ruha nefes aldırmayan boğucu olumsuz duyarlıklar.

Bu anlamda ‘ben’,ruha,sınav için,konuk gelmiş bir yabandır. İslam uygarlığında, kişi ve toplum, bu yaban duyarlıkları ruhundan ayıkladığı sürece, onlara en yüce hayatı bağışladı Allah’’.

Yine başka bir yerde de şunu ifade ediyor Üstat;

-‘’Benliğin derinliklerinde çok oyunlar gizlidir. İnsan bu oyunlara kapıldığı zaman, şeytanın çizdiği labirentlerde kaybolabilir.’’

 

 

               C-Karakteri Etkileyen Etmenler:

                a)Aile Faktörü

                 

               İnsan dünyaya gelirken tertemiz gelir. Hadiste buyrulduğu gibi; ‘’Her çocuk fıtrat üzerine doğar. Sonra anne-babası onu yahudi, hristiyan, mecusi yaparlar.’’(Buhari).Görüldüğü gibi ailenin, kişinin karekterinin/mizacının oluşmasında çok büyük ve başat etkisi vardır.Çocuklarda görülen hased,kin tutma,çabuk öfkelenme,özenti …gibi şeyler aslında çocukluktan itibaren kazanılan karakter eğitimi ile ilgilidir.

 

                   b)Çevre Faktörü

               

                 Çevre faktörü de karakterin şekillenmesinde önemli bir yer tutar.Buna çevredeki arkadaşlar,akrabalar,okul,öğretmen dahil edilebilir. Onun için Rasuli Ekrem efendimiz buyurmuşlardır; "Kişi,dostunun dini ve ahlakı üzerinedir.’’

                Evet, arkadaş o kadar önemli ki; Şirazlı Sadi Şirazi bunu şu şekilde ifade etmiştir;

              -‘’Kötü arkadaş kara yılandan,kobradan daha kötüdür.İyi arkadaş melekten daha iyidir.Onunla olduğunuz zaman hep melek ufuklarında dolaşırsınız.’’ 

               

                  c)Gıda Faktörü

                  Bilindiği gibi yenilen,içilen şeylerin insan mizacını, karakterini etkilediğini hepimiz biliriz. Onun için yenilen ve içilen her ne olursa olsun haramdan uzak olmalıdır.

Faslı alim İbn Hacc El-Abderi de çocuğun karakterinin oluşumundaki önemini vurgularken ‘’babanın işi başından sıkı tutmasının; annenin çocuğu kucağına alan, onu emziren, gözeten, mütedeyyin, saliha bir kadın olması gerektiğine, aksi halde haramdan oluşan sütte bereket olmayacağına ve bununla büyüyen çocuğun karakterinin de buna göre olacağına işaret etmektedir’’.

                   Abderi’ye göre tutum ve davranışları etkileyen ve hatta şekillendiren etmenler şunlardır:

                  1-Öncelikle anne sütü ve gıdalar

                  2-Anne-babasının inanç ve ahlakı

                  3-Çocuğun giyimi,yatağı ve uykusu

                  4-Çevresi

 

                   D-Karakter Eğitiminde Bizlere Düşenler:

                   

a-)Anne-babalar evlatları için iyi bir model olmaya ve onların rızıklarını helalinden temine özenle gayret sarfetmeliler.

b-)Eğitimle iştigal eden her türlü meslek gurupları hal ve hareketlerine dikkat etmeliler.

c-)Örnek rol modeller hedef gösterilmelidir.

d-)Muhit seçimi iyi yapılmalıdır,tabi ki imkanlar dahilinde.Yaşanılan muhitin de karakter eğitimine etkisi büyüktür. Kavgacı muhitte yetişen çocuk da, istisnalar hariç kavgacı bir yapıya sahip olur.

e-)Gerekirse Karakter Eğitim Okulları kurulmalıdır.

                    

Sözü fazla uzatmadan son olarak şunları söyleyebiliriz:

Toplumumuz da ahlaki yozlaşmanın,karaktersiz ve şahsiyetsiz insanların çokluğu bir vakıadır. Bu karaktersizliğin ve şahsiyetsiz çoğalmanın önüne geçebilmek ve en aza indirmek için Kur’an ve Rasulallah (sav) rehberliğindeki eğitim modellerinin tatbikine ihtiyaç duyulmaktadır.

                   Bizler ne zaman Ümmet olarak kendimizi Kur’an’a inşa ettirirsek işte o zaman şahsiyetli bir topluma kavuşmuş olacağız. Temennimiz o ki; toplumumuz da şahsiyetli ve karakterli bireylerin artmasıdır. Bunun da yolu kendimizi Kur’an’a teslim etmekten geçmektedir. Kur’an kendisine teslim olanları inşa ve ihya eder, teslim olmayanların da ziyanını arttırır.

                   Kur’an’la inşa olmak dua ve temennisiyle kalın, Allah’a emanet olun… 

Yorum Formu