20. ASRIN İSLÂM BİLİM MUHÂFIZI

    • Erhan KOÇ
    • 2 yıl önce
    • Okunma Sayısı : 239
    • Yorum : 0
    • Toplamda 1 makalesi var

Bir profesör düşünün ki henüz kendisi hayattayken başka bir profesör tarafından hayatı,  çalışmaları ve düşünceleri bir  kitapta anlatılsın.

19 yaşındayken mühendis olma fikri vardı aklında. Fakat akrabalarından biri kendisini İstanbul Üniversitesi Arap Dili ve Edebiyatı bölümünde bir seminere getiriyor. Eski ismi Şarkiyat Enstitüsü olan bu binâda Alman müsteşrik(Müslüman olmayan fakat İslami ilimlerle uğraşan kişi) Hellmut Ritter’in seminerini dinliyor ve kendisine hayran kalıyor. Daha sonra mühendis olma hayalinden vazgeçiyor ve Hellmut Ritter’in  talebesi olup İslami ilimlerle meşgul olmayı seçiyor.

Bu kişi 1924’te Bitlis’te doğan  Fuad Sezgin’dir.

 Fuad Sezgin o anları şöyle anlatıyor. “Biraz konuştuktan sonra içimden, çok büyük bir adamın karşısında olduğumu hissettim. Ritter zor bir adam olduğu için onun seminerlerine ancak üç-beş kişi giderdi. Talebeler sıkıntıya girmemek veya hocadan ters bir tavır görürüz   korkusuyla seminerlerinden kaçarlardı. Çoğu zaman tek bir talebe olarak seminerde yalnız başıma hocayı dinlediğimi hatırlarım. Bana “Gelin,  biraz konuşalım. Çok zor bir şeye talipsiniz. Arapça öğrenmelisiniz. Ben zor bir hocayım. Bu sebepten talebelerim hep benden kaçar, biliyor musun?  dedi. Biliyorum, bana bunları anlattılar. Ben bunlara rağmen bu tehlikeye girmek istiyorum.”dedim. Güldü “Peki” dedi. Böyle  bir hocanın talebesi olma şansına sahip oldum.

6 ay gibi kısa sürede 30 ciltlik Taberi tefsirinin Arapçasını Türkçe tefsiriyle  karşılaştırıp bitirmiştir. Başlangıçta hiç Arapça bilmemesine rağmen 6 ayın sonunda kendi söylemiyle Arapça metinleri gazete okur  gibi okumaya başlamıştır.  

Ritter bir gün ” Fuad! Günde kaç saat çalışıyorsun?” diye sorup “13-14 saat” cevabını alınca “Bu çalışmayla alim olamazsın. Âlim olmak istiyorsan bu zamanı artıracaksın”!demiş. Fuad Sezgin de bunun üzerine günde 17 saat çalışmaya başlamış. Fuad Sezgin Ritter’in anlattıklarının büyük bir kısmını dinleyerek ezberlemiştir. Ve şu an bile Ritter’in anlattıklarını unutmuş değil.

27 Mayıs 1960 ihtilalinden sonra rejim kendi kafasına uymayan kişileri her kurumda olduğu gibi üniversitelerden de uzaklaştırıyor. Fuad Sezgin’inde aralarında bulunduğu 147 profesör sürgün ediliyor. Fuad Sezgin İstanbul Üniversitesinden ayrılmış ve Almanya’nın  Frankurt şehrine hicret etmiştir. 

Fuad Sezgin 1954 yılında İstanbul’dayken Alman doğubilimi uzmanı Brockhelman’ın yazdığı Arap Edebiyatı Tarihi-İslam Milletleri ve Devletleri Tarihi gibi çalışmalardaki eksiklikleri fark etmiş ve bunları tamamlamak amacıyla İslam Bilim Tarihi ile ilgili kitap çalışmalarına başlamış.  Bu sebeple 60 kadar ülkeye gitmiş ve yüzlerce kütüphanede binlerce cilt kitabı ve yazma eseri incelemiş. Ve ilk cildi 1967 yılında yayınlanan Arap-İslam  İlimleri mecmuasını yazmıştır. Bugüne kadar  15 cildi yazılmıştır. Fuad Sezgin şu an 90 yaşında olmasına rağmen kitabın 16. ve 17. cildini tamamlamaya çalışmaktadır. Ayrıca bu çalışma 1978 yılında  Fuad Sezgin’e Arap dünyasının nobeli sayılan Kral Faysal ödülünü kazandırmıştır. Bu vesileyle Arap devlet adamlarıyla tanışan Fuad Sezgin onlara Arap İslam Bilim Tarihi Enstitüsü kurma fikrini beyan etmiştir. Ve aldığı destek sayesinde Frankurt’taki Goethe Üniversitesi bünyesinde bu enstitüyü kurmuş ve bu enstitü alanında dünyada bir numara haline gelmiştir.

Yaşayan en büyük bilim tarihçisi olarak kabul edilen ve şu an 27 dil bilen Fuad Sezgin bu enstitüde bilim ve teknoloji tarihimizin nadide eserlerini el yazması kitaplardan hareketle orijinalleriyle birebir  tıbbî, mekanik, astronomik gözlem aletleri , büyük sulama projeleri gibi parçaların 800 tanesini imal ettirip  enstitü bünyesinde kurulan müzeye dahil etmiştir. Ayrıca müzede Halife Me’mun’un dünyada ilk olan dünya haritasının yer aldığı yerküresi,  Takiyüddin’in su pompası ve saatleri,  dünyanın ilk su tankı sergilenmektedir. Bu müzede yer alan aletlerin kopyalarının bulunduğu İslam Bilim ve Teknoloji Müzesi  2008 yılında  İstanbul’da Gülhane Parkında  açılmıştır.

Fuad Sezgin bu aletleri tanıtmak için 5 ciltlik İslam’da Bilim ve Teknoloji kitabını yazmıştır. Bu katalogu  yazarken şunları söylüyor. “Bu 50-55 senelik  bilgilerin bir kısmı. Ben 55 yıldan beri İslami ilimlerle uğraşıyor ve sürekli bir şeyler öğreniyorum. İnsan hayatında sürekli öğrenmek çok mühimdir. Mesela bir işe başladıktan bir hafta sonra insanın kendi kendine sorması lazım. Bu hafta ben bir şey öğrendim mi? Aşağı yukarı her gün soruyorum bu soruyu kendime. Şimdi düşününüz siz bir dinin mensubusunuz ve o dinin peygamberi  diyor ki  iki günü birbirine eşit olan insan zarardadır. Bunu Müslümanlar kâfi derecede göz önüne almadılar. İnsanların dikkatini buna çekmediler. Demek ki İslam dini sizden her gün yeni bir şey istiyor. Bu soruyu her Müslüman’ın kendisine sorması lazım" .

Birçoğumuz eğitim hayatımızın farklı safhalarında bütün bilimlerin temelinde sadece batı medeniyetinin bulunduğunu dinleyerek büyüdük. Bu milletin bir ferdi olduğunu iddia edenlerden; kendi tarihimizin ne kadar değersiz olduğunu her şeyin batıdan geldiğini medeniyetin beşiğinin batı dünyası olduğunu öğrendik. Modern dünyanın gelişmesinde İslam dünyasının hiçbir katkısı olmadığı düşüncesi adeta nakış nakış zihnimize işlendi. Fakat kafatasçı zihniyetin ülkeden sürmesine rağmen çalışmalarına ara vermeyen bu büyük adam aslında tıp, astronomi,matematik,kimya, coğrafya,fizik gibi neredeyse tüm bilimlerin temelini oluşturanların birer İslam alimi olduğunu belgeleriyle kanıtlamıştır. Bugüne kadar bize anlatılanların birer uydurma olduğunu göstermiştir.

Rabbim çalışmalarıyla Batılı bilim adamlarını şaşkına çeviren, dünya  bilim tarihini adeta yeniden yazan  Fuad Sezgin’den razı olsun.

Yorum Formu